Sep 10, 2010

tarihin cop tenekesi

Birligin ornegini ogrendim, ceteyi birakiyorum! Bu postlar burda dursun ama action kollektif olacak su dakkadan sonra -- en azindan bu blogdaki icerik ve gundem. yeni adres artik sudur.

Jul 23, 2010

shlik-shlak

al sana sebekeden bir nasihat! Hakikati tat bir...

Jul 3, 2010

all that is responsible melts into the air... in the US

Is savsaklamanin kisisel tarihini yazdiim su gunlerde benden post beklemek abesle istigal olur. Surda yaptiim amme hizmetini herkes alkislamali. Bi yandan dunya kupasi ve bi yandan saatlerce oturup seyredebilecegim guzellikte bi yuz varken... yazmaya bile useniyorum.
hazir icinde "beautiful face" lafi telafuz edildiinden, meseleyle nispeten alakali notalar hemen aksin, ama bi yandan okumaya devam et tembellik etme:

Kagit ustunde amerika en toleransli toplum, hi-hi ole canim! aslinda durust olmak lazim, yabancilara karsi avrupa'daki tutum ile kiyaslandiinda amerika 1-2 gomlek onde. ole ki cocuklar bile hayatlarinda ilk defa duyduklari garip yabanci isimler karsinda "o ne la ole, ne bicim isim hehe" tepkisi vermeyecek sekilde bi tedrisattan geciriliyor. Iste bu amerikalilar'in ovundukleri, herkese acik olduunu iddia ettikleri, herseyi iceren "melting pot" olduuna inandiklari toplumlari. Aslinda avrupa'nin afedersin it/kopuk/kirsal/dini inanisi yuzunden itilmis kakilmis guruhunun millet olma cabasinda bole bi tolerans gelistirme iddiasi bile takdire sayan. Birakin siyahlari, bu ulkede 150 yil once yahudiler/irlandalilar/italyanlar beyaz sayilmiyordu!
Lakin bu tolerans aslinda aciklik uzerine bina edilmemis bi sey, aksine bi mesafe kurma ve onu koruma gayreti. kimsenin kimsenin hayatina mudahil olmayip kendi isi ile ugrasmaya odaklanma bencillii. bu mesafe bolece baskalarinin acilarina taniklik/ortaklik etme gibi bi yukten kurtario onlari. sadede gelirsem, amerikan toleransi sorumluluk almamak icin, baskalarinin hayatlarina/kararlarina mudahil olmamak, bolece onlarin da kendi hayatlarina karismalarini engellemek icin gelistirilmis bi sosyal-sorumsuzluk projesi. buna da amerikan ulusu dioruz.
bu lafazanliin gayesi icin zok uzaga da bakmaya gerek yok, kadin erkek arasi munasebet yeterli. Filmlerden asinayiz "seviyom lan seni" demek bu ulkede mesele, adeta bi rituel. O an bekleniyo, laf aazdan cikinca... allalla! firtinalar, ask-i memnu'nun ifsasi sanki. ornekle acikliim, ornek birazcik masum birinin uzerine biriktirdiim seyi kusmak gibi oldu ama aramizda o kadar hukukumuz var:
M:seviyom lan seni!
J: nea! bu dediinin bu ulkede ne kadar onemli bisey olduunu bilio musun?
M: evet ya, hakkaten neden?
J: Birbirimizi korkutmak istemiyoruz da ondan, kadinlar bilhassa erkeklere bole bisey soleyince adamlarin kacacaiini dusunur.
M: o kactiklari siz diilsiniz aslinda, sorumluluk alma korkusu! kimse bir baskasnin kendi hayatinin parcasi olmasini/baskasinin hayatindan sorumlu olmayi istemiyor bu ulkede, olayiniz bu di mi lan!? bi de buna tolerans diosunuz ya ona hastayim!
J: ulkem hakkinda bole dusunmene sevindim. hosuma gidior ama, bole devam et!
M: gecen amerika-gana macinda da gana'yi tuttuydum zaten!
J: orospu cocugusun!

May 20, 2010

bekleriz

Illa bisey almaniz sart diil, cay icmeye, muhabbete de gelebilirsiniz.

May 19, 2010

biseyler oluyor ama sen korkma!

6 aylik bi monokrom hayat: 7de kalk tras ol, dus al, duzgun giyin, tramvayda senin cinsinden olanlari suz, ofisi ac, derse hazirlan, sabi/subyani eelendirip biseyler ooretmeye calis, bi yandan kendin sikintidan patla... Sonra sozlesme bitince "neden bu kadar egleniyo ki" bakislarina maruz kal...priceless.
ofisin kapisi ardina kadar acik, belde siyah beyaz amerikan bayrakli kemer, ustunde bol yildizli militarist bi tisort, gozde polis gozlukler, kulakta mp3 otturucu esyalari toplarken muzige uygun kalca hareketleri ve air guitar ile esyalari toplamanin zevki... priceless.
Neymis, arka sokaktaki butun garajlarin kapilarina graffiti yapmislar...yan komsum panikle elinde telefonla aglamakli yuzume bakiyor. Sansa bak uzerimde phobia tisortu, altimda kamuflaj short, polis gozluklerini hafif asagi indiriorum "benim aslinda hosuma gitti, parlak turuncu, negzel." ornek annenin yuzundeki irritation... priceless.
biseyler oluyor ama sen korkma... ayni kalca hareketleri icin linki tikla, kipirdama! konusma! fisildama bile!

P.S.: Simdi baktim da, Genclik ve Shopar bayramina yakisir bir post olmus.

Mar 15, 2010

double agent

Sattiklari emeklerinin kendilerine para olarak donmesini seytanin isi sayan bolivya yerlileri taniyorum... yine de bu isi yapiolar, korka korka da olsa yapiorlar. Bizden daha fazla durust ve vicdanli olduklari malum, her ne kadar biz onlara salak koyluler muamelesi yapsak da.
Yeni ise sirf para icin soyunduumu zaten soyledim. seytanla sozlesme imzaladim, ruhu biraktim... hafifledim yani bi anlamda. Ama arkadas siki pazarlikci cikti, yuzumu de aldi. simdi burda kelime oyunu yaptiimi falan zannedenlerin analarina sovulmekte... ise basladiimin haftasi "Bell's Palsy" die tabir edilen, bizim yuz felci dediimiz hastaliktan gecirdim. 10 gun kadar yuzumun sag tarafinin kismi kontrolu bende diildi. Ilk basta biraz icerledim ama soora hosuma bile gitmeye basladi. Tek sorun kapanmadii icin kuruyan sag gozumdu, bantlayip uyumak zorunda kaldim. yuzumun iki yani arasindaki ifade farki ortaya cikmasin die donuk bi ifadeyle dolastim bu sure zarfinda. Tedavi icin verilen steroid etkisi ile al yanakli bir finli edasi ile mesai yaptim. Ictiim sivilari aazimda tutamadim, gulerken aazimi elimle kapattim ve aynanin karsinda kendimi izledim. alenen bir two-face olarak yasadim bi 10gun kadar.
Alayimiz buna tesaduf diyecektir...ama iste ole diil. Tipki kredi karti limitimin ve maasimin cok katli 4 haneli rakamlara ulasmasi ile bircok yardim kurulusundan bagis mektuplari almamin ayni zamana denk gelmesinin tesaduf olmamasi gibi. Hadi ruhunu satmak bir nebze de olsa kisisel bir tercih icerio, bedellerine katlanirsin katlanmazsin o senin, benim biliceimiz is. Ama ikinci tesaduf alenen mide bulandirici. Kisaca "digerlerini ancak paran varsa dusunebilirsin" demek, vicdan hesaplanabilir/yatirim yapilabilir bisey demek. Yani vicdan artik bir sucluluk hissi diil demek. Bu vicdanli olmanin sinirlari kadar, topumuzun vicdansizlastiini da belgeler bisey.
Benim kendimi satmam ile yuz felci gecirmemin ayni zamana denk gelmesi ne kadar tesaduf ise, donuk suratli calisanlarin artmasi ile vicdansizliin kol gezmesinin ayni zamanlara denk gelmesi de o kadar tesaduftur.
tevekkeli diil adi bile coktan vicdan "muhasebesi" olmus. vicdanin hesabi? artik oluyor iste. bize dusen two-face gibi ikiyuzluluumuzu kabul edecek ya da o salak bolivyali koyluler gibi seytana calistiimiza inanacak kadar durust olmaktir belki de. su dakkadan sonra en vicdanli hareket budur...
Ozetle durust olmak ikiyuzlu, vicdanli olmak ise kendine acimamak ile mumkundur.

Mar 8, 2010

March 8: s/he is lost


Muzik benim dinim...bu cihad yolunda vatani, sevdiklerimi falan tanimam, satarim. o derece ciddiyimdir. Ki bir aydir kafamda olan seyleri not aliyorum ki konseptuel biseyler karalayayim die. Fakat gunlerce su icmemisin cani su cekmis gibi canim bir kisim notalari cekiyor. Sonra o notalar, bir kisim olaylari canlandiriyor, soora 8 Mart...
Asagidaki klipteki abimiz Bertrant Cantat, Noir Desir'in yakisiklisi vardi ya hani o iste. Alenen anarko-komunismin bayraktarliini yapan, yaptii isi de duzgun yapan insanlardan biriydi (bu ikisinin bir aradaliina olan inancim gun gectikce azalmakta da). Pro-feminist soylemleri de yerindeydi. Aileden oyuncu Marie Trintignant'in manitasiydi. Noir Desir'e ne oldu diye merak edenlerin, bu meraklari klipten sonra bastirilicak...

2003'de Vilnius'ta filmi cekimi icin bulunan Marie'nin cep telefonunda eski erkek arkadasinin mesajlarini gorup sinirlendi, Bertrant. Otel odalarindaki kavga esnasinda Marie'nin kafasini zemine birden fazla kez vurarak cerebral traumaya bagli olarak olmesine sebebiyet verdi. Bertrant su an hapiste...
Dans les yeux des femmes, he is lost and now stranded, yes.
8 Mart Dunya Kadinlar gununuz kutlu olsun... 2003'ten bu yana kutlayabiliorsaniz tabi ki.

sovyetler birliini cok ozluyorum-2

sovyetler birliini cok ozluyorum

Jan 23, 2010

in capital we trust


hem de dibine kadar guvenioruz. finansal, kulturel ya da sembolik ne bicimiyle olursa olsun kapitalizmin gucune inancim sonsuz. burokrasi ile son maceramdan soora gozumu kirpmadan yeni sozlesmeye bastim imzayi! kagit uzerinde sektorum "egitim" is yerim "okul." bilmem solememe gerek var mi, ama yeni kitada bu ikisi kapitalist lugatin yatirim kalemleri arasinda. dolayisiyla eski sosyal demokrat gelenekten gelenler ile kendine solcu diyen arkadaslarin naiflikleri ve idealistliklerine burada yer yok! sen ne kadar yatiracaksin, karsiligin da sirket (okul) ne kadar kar edecek, mesele bu.
etrafta haliyle universiteyi degistirme, donusturme lafi eden arkadaslar var. hatta itiraf edeyim ben de bi ara yanilgiya dusup bu guruhta yer aldim. yolunuz yol diil gencler! birincisi, bu kurum (universite) katolik kilisesinden soora dunyanin en eski ikinci kurum sistemi. ikincisi, adorno ve horkheimer dallamalarindan sonra radikal dusunceyi evcillestiren yer universite. gunduz terzilik yapayim, aksam kuram yazayim yok ole yagma! kuram yazicaksan, gel sana masa, ofis, kutuphane tahsis edelim bizim icin yaz. ucuncusu, 19yy.de sanayi fabrikasi ne ise, su anda universite o. kapitalin en onemli yatirim kaleminin uretildi yer, bilgi lan iste.
isi kabul sureci ile saci kisa tutma, her gune 7de dus ile baslamam arasinda dogrudan bir baalanti var. hayatimi artik alman disiplini belirliyor. sakal da gitti. utanmasam waffen-ss kiyafetleri ile acicam yeni ofisin kapisini hergun. eskiden "yaptiim isi nasil radikallestiririm" gibi sacma sapan hayallere yelken acmis iken artik universitede calismaya terzilik gibi yaklasiyorum: son derece is odakli, titiz ve mesafeli. evet, "mesafeli" kilit kavram. kendimi ise komple teslim etmis durumdayim. yabancilasma hissini artiracak herseye hemen evet diyorum, insani yaklasimlardan ve duygusalliktan ne kadar uzaklasirsam o kadar uretken olduumu kabul etmis durumdayim. "universite halktan cok kopuk yea, filistinle dayanasalim" die aalayan zihniyetin kendisinin halktan (ve tabi filistinden) kokune kadar kopuk olduunu farketmem de bu esnaya denk geldi, ne kadar mekanik ve yabancilasmis isen o halk dediin artik ne ise ona o kadar yaklasiomussun meger. ne kadar muthis di mi? ben de adorno 68li sozde ogrenci isyancilarina "bi sittirin gidin lan, gelmeyin buraya" dedi die kizanlardandim ama simdi abinin meramini anliyor gibiyim.
dolayisiyla o her gun ise giderken otobus ya da metroda etrafa bos bakan, standart sacli ve kilik kiyafetli, kalabaliin parcasi olan insanlardan biri oldum. bu yeni kiligimdan da son derece memnunum , cunku onceki halimin de bi kilik olduunu gormemi sagladi.
ha hemen atip tutmaya baslamayin! bu kapitalist konformizmim gercek bi radikal donuse sebebiyet vericek sozlesme bittii anda. gelinim sana maori dovmeleri ve mohawk sac diim, kizim sen anla!
dip not: surdan hizlica pratik yapmaya baslayayin! hele o mcdonalds oyunu ne muhtesem! bos isler eski bakanina da tesekkuru borc bilelim bu hazine ile bizi tanistirdii icin.

Jan 18, 2010

bureaucraphobia prevails

ben de bureaucraphobia var, uzulerek belirtiorum. O ahkam kesmelerim, askerle testis gecmelerim, polisten tiksinti duymalarim her hangi bir burokratik mekanizma karsisinda zerre calismadii gibi beni gozlerine kamyon fari tutulmus bi tavsan gibi yapiverir. Ole panikten kalakalirim. Aci ama gercek. hayatimdaki en buyuk korkumdur herhangi bir burokratik islemin icine suruklenmek. Nedeni de burokrasi denen hayvanin (makine demiorum bak) hemen her orneginde "akildisi" olmasidir. bir sonraki adimi hesaplanamaz, dahasi sen beklentilerini ne kadar karsilamaya calisirsan o kadar sicarsin. butun o ciddiyeti, teknik havalari bu akildisi isleyisini ortbas etmek icindir. bolesine bassiz, sekilsiz ve semalsiz bi hayvan ile nasil mucadele edilir ki? Isin ilginci dunyanin yuzde doksaninin Weber abimizi kicindan anlamis olmasidir. Kendisi "oh rasyonel burokrasi ne yahsi" dememis, aksine "la olm bu burokrasinin rasyonel ayaklarina yatmasi ne akildisi bea" die inim inim inlemistir! Kafka'nin abisidir resmen.
Is degistirme ile alakali ecnebinin tabiri ile bir kisim "kaat isi" ile yuzgoz olmak zorunda kaldim gecen hafta. Herseyin takvimin bir yil oncesinden belli olduu bi cografyada sozlesmem, sozlesme imzalama tarihinin son gununde ulastirildi bana! saatler kala belgelerimi "anakara guvenlik dairesi"ne yolladim ki illegal bi is yapmamis olayim. nefes kesildi hali ile.
cunku ha bire unutuorum ki burokrasi denen hayvan ile basetmenin tek yolu onun gibi davranmak: akildisi hareket, halk dili ile, isleri savsaklamak meramim.
herkese abd vizesi peynirekmek gibi daatilirken "seni bi 30gun incelicez bakalim ne ayaksin" cekip vizemi uzerinde yannis dogumgunu ile ulastirdilar bana. o tarih bu tarih uzerinde yannis bilgiler olan vize ile girip cikiorum bu ulkeye. kili kirk yaran "anakara guvenlik dairesi"nin umurunda bile diil, kimse "nooluor hemserim" demedi.
Ilk senemde 3 sinifa derse girmisim, bana ikinci senemde SPEAK testi alicaksin dediler. e bi sene girdim anlattim, bak degerlendirme formlarim elinde, kimseden bi sikayet yok, toelf denen zerzavatin testofspokienenglish kismindan puanimi almisim, e manyak misin be hayvan?! almadim testi. kaat ustunde ders anlatmaya "dilim donmuo" yani su an. ha bu testi alan arkadasa nooldu, bi sene surundu dil merkezinde. ben ise tam zamanli "teaching specialist" oldum.
ama iste hafiza-i beserin nisyan ile malul olma meselisi; bu taktigi her zaman unutup burokratik bisey karsima ciktiinda feci afalliorum. bu panik havasini daatmak sart...

Jan 12, 2010

welcome back home...

...dedi polis pasaport kontrolunden gectikten soora. "home" dedi... TC'de iken 1-2 kere "eve donunce..." gibi laflar sarf ettiimde anne-anaane-teyze ucgeninden paparalara maruz kaldiydim. Istanbuldaki polis "nie geldin ki la anjuk" bakisi ile pasaportu damgaladiydi; maasi, isyuku ve potansiyel altsinif uyesi olduu icin haksiz da bi tepki diildi. Amerikan icermecilii (inclusiveness, bole kulllaniliodur herhal) garip vesselam.

Gumrege sokmadilar, hayir cantayi x-ray'den dahi gecirmediler. belki yekurkumye potansiyelinden emin olduum yunkasmir kirmasi taze alinmisdenizci parkasi ise yaradi, kim bilir? bu parkadan gayri TC'den geriye ne kaldi, soole bi bakalim:
-ulke hizla fasistlesio. edirne, erzurum'da linc manisa selendi'de alenen tehcir yasandi. fasist eylem ve demeclerin fasist niteliini dillendirdiniz vakit eylem/demec sahibinin incinmesi, "baa fasist dedi, ohuohu" die zirlamasi TC'ye has diil neo-fasizmin karakteridir. bu esnada aile fertlerimin (biz de aile gepgenis bi muessese 3kusak bi arada) yaklasik 30 yil sonra "fasist"i kufur olarak tekrar kullanamaya baslamalari bi acidan teselli oldu.
-cocukluumun durustluk timsali uzak kuzenin trilyonluk vurgunlara imza attiini oorenmem.
-beraber buyuduum 2 uzak kuzenle biraraya gelince yaslandiimizi fark etmemiz. benim onlarla ilgili hatirladiim sey igneli tuf-tuf ile kedi avlama sadistliimizden tatmin olmayip, pazarin olduu gun catidan etli teyzelerin kabalarini hedef almaya isi vardirmalariydi. onlar bunu hatirlamazken , benim onlarin "aga bizim elimizde sapan varken, senin elinde kitap vardi" israrini hatirlamamam.
-dogdumuz sehirde olemiicek olusumuz gercegi. su dallamaya referensla.
-insana en yakin canlinin bukalemun olduu. sutas ayrana verdiim ilk tepkim "bu ne ya bu kadar yaali, nie deistirdiler ki bunu" uzerine esrafin afallamasi, benim damak aliskanliinin bu kadar hizli degismesine afallamam.
-antalyaspor atkisi, TAMU EVET LAN!
-bi kisim guzel muzik ve film.

Dec 24, 2009

non si capisce ma come cazzo parlate

basliin meali "ne sikim konustuunuz anlasilmio." Verona taraftarlarinin Po nehrinin guneyinden gelen her takimi asagilamak icin tezahuratlari. quantara mera ritmi ile soylerseniz hos da tinlio.
parlak zekalar hindi cumhuriyetine (TC) geldiimi basliktan anlamislardir. Ana dilim, en hizli anladiim kultur ama bu demek diil ki olaya vakif olabileyim. geldiim de beri dilimde "non si capisce ma come cazzo parlate..."
Kozmik bi belirlenmislik var: ne zaman uzun yolculua ciksam yanima evrendeki en andaval canlilar denk gelir. minneapolis'ten kalkarken hayatinda ilk defa ulke disina cikan bi maho wisconsinli denk geldi yanima. maho esittir dazlak, zincir kolye ve bileklik, neo-nazilerin giydii lonsdale marka kiyafetler giyen beyzbol sapkali deri montlu tip. ilaveten boyu kisa ama corn-fed olduu icin buzdolabi hacminde (sisman diil, mid-west corn-belt olduu icin etine dolgun erkeklerin cogunlukta oldugu memleket. tabi bole olunca beyne az kan gidio) hemen niye adami yargiladin diyenlere herifcioolunun yol boyu dovus kopegi dergisi okuudunu soleyip lafi aazlarina tikarim. Alman asilliymis da almanyaya ucuomus, ama bariz urkmus durumda idi. kendisine bahsedilen konfor, asiri ama ici bos guven 8 saat soora elinden alinicak cunku. o kadar ki ucus degistirirken o koca herif pesimden "maksimov, maksimov la olm beni de transit terminale gotur, ben bulamam ohuohu" deu aglasip neredeyse elimden tutacakti. ne skim konusuosun anlamiorum be adam! bole sert adam tripleri saga fuck sola sonofabitch cekmeler, iki dakka soora bilmediin sey karsinda ilk okula donmeler.
yetistigi kulturle ozdeslesen insanlari sevmiyorum ozetle... bunun da bi global/modern anomali olduunu dusunuorum. International airport TC turgleri desen, onlar da bu klasmana uyuyor. bi farkla: ciddi anlamda asimile olmus ust orta sinif turglerden bahsediyoruz. asimile olmanin sucluluk duygusuyla turg kulturunun altini kara kalemle cizmeler... ucakta verilen boktan yemegi "tork yemegi gibisi yoh" die alkislamak. papates gratini... kapitalistin krali olup "ecnebiler coh duygusuz, coh soguk...bizim gibi diiller" mi dersin, "oolana konya'dan kiz alacaiz, o da turg kizi istedi" mi dersin. oolanin amerikan deniz piyadesi olduunu oorenince duyduun ferahlama da cabasi.
non si capisce ma come cazzo parlate...

Dec 17, 2009

truth about testicles.


tekrar hatirlatmak uzere: kendiyle tassak gecmeyen, kendiyle tassak gecilmesinden zevk almayan insanlarla 7 cihan tassak gecer. bunu bilin de soora bana aalamayin.
kendisini ciddiye alan insanlar yeryuzunun en lakayt insanlaridir! odunla etleri yumusatilmalidir.
Saygili olun, tassak gecin, tassak gecilin!

Dec 15, 2009

my flesh, my blood...edible, drinkable

Professional Christmas kutlamasinda sarap masasinin kontolunu ele gecirmek.
ilerleyen dakkalarda etraftakileri sarapla kutsamak, hepsine "bu kis komunizmi getirezeiz" sozu vermek. itiraz edenlerin isimleri ve kariyerleri ile dalga gecmek.
"yemek ve icki olmasa, burda isim olmazdi" diye yuksek sesle solemek, ilgiye tersten mazhar olmak.
"I am the embodiment of cosmic balance, what else are you looking for?" diye danismanini alaya almak.
"ben bu boslari gotureyim" ayagina 2 sise sarabi ic etmek, soora onlari halka acip "pure awesomeness! you deserve a reward for daring and courage" lafini duyup "halka hizmet hakka hizmet" nisanini goosune takmak.
erkenden sizip 3'te uyanip "kaatlar!" panigi ile notlamaya girismek. haliyle ertesi sabah derste uyumak, soru soran oorencileri "uyuyom lan gormuo musun?!" die terslemek.
bunlarin hepsinin bir bedeli var...
ama su payeyi kazanmak paha bicilmez:

Turkish Jesus

Dec 12, 2009

brotherly love


Philadelphia sehrinin nice adindan biri, city of brotherly love. digerleri liberty city, indepedence zart zurt. neden? burasi amerikanin ilk baskenti, bagimsizligin ilan edildii, baskenti new yorka kaptirmamak icin ayak oyunun kralinin cekildii yer. e bi de demokrasi ve ozgurluk topu topu 13 "abinin" isi olduu icin "brotherly love" demek de mumkun. kadinlara, kolelere oy hakki yok o dakka. onlar TC ile olucak dunyada ilk kez (ohem). zaten
ilk bagimsizlik savasini da biz yapip mazlum milletlere ders vermedik mi? amerikan bagimizlik savasi neymis, peh.
Sehirler iidir, hele amerikada cidden iidir. kalabalik, irklarin ve siniflarin karismisligi, biraradaligi. Philly (kisaltmasi) ise cidden guzel bi sehir: italyan (Rocky Balboa burali lan iste) ve cin mahalleri ile tam amerikan, "bi git be birader" die azarlayan yasli calisanlari, cana yakin evsizleri ile beni kalbimden vurdu. tabi sadece turist salaklara hazirlanmis kisminda turlamak zorunda kalsam da, arasokaklari ve pazarlari da ele aldim ufaktan ama ghettoya acilma firsatim olmadi.
Philly bagimsizligi, bagimsizlik ilan edildiinde calinan ve fakat nasi catladii hala bilinmeyen cani ve peynirli+ etli sandwich'i cheesesteak ile meshur. 3.su olu hayvan
yemediim icin beni enterese etmio ama Reading sehrine giden seferlerin garindan bozma Reading Terminal Market icinde herseyin taze satildii ve oracikta pisirildi bi yerde bu sandwich'in yapilisini izlemek bile zevkli. Ozet ile izmir sadwich ile benzer ama meta fetishisminin tavan yaptii ulke ABD'de insanlarin kancadan asili etlerin hazirlanmasini izlemeleri ve paketsiz tuketmeleri bana tebessum sebebidir. bladerunner'daki gibi bi pazar yeri hayal edin kabaca.
Italyanlar, kisa esmer amerikalilar... yasadigim eyalet alman/iskandinav kokenli ve ekseriyetle uzun/sarisin hep guleryuzlu olup insanin canini sikmayi becerebilen insanlarin memleketi. Philly ise kisa, esmer, kalin "kacinkurrasi cakal" italyan asillilarin. arizalarin, sokakta ters bakip, "gel abicim gel" diip italyan ayagina yatip bi panini bi cappuccino'dan 20kaat toslayan 3 kaatcilarin memleketi. e o zaman nie sevdin birader diiceksin? guler yuzlu olup yuzune "olur" ama arkandan kufur edenlerden ziyade "yuru kardesim yuru" dien daa samimidir de ondan. ikincisi
siyaseten yanlis ve kentlidir, ilki "size kentte tasra samimiyetini ve aile degerlerini sunuorum" dien siyaseten dogrucu ve ortabatilidir. koylu demedim cunku diil.
minneapolis kirsalin kenardinda sehir olarak ayakta kalma mucadelesi verio. ama bu kirsal koylu diil. yoksa yok olmasina sayili zaman kalmis koylu gercegine garezim yok, bilakis cinde buyuk sehirlere sokulmayan koyluler o komunist partilileri cigcig yese ben burda alkislarim. Ama kirin sarmaladii bi kente, kirsal-kapitalist uc kaatciliklari ile akan ortabatili beyazlari gorunce o eyalet spor takimlari logolu sweatshirtlerini ustlerinden yirtip almamak icin kendimi zor tutarim.
Philly'nin siddeti kentli, tarihi ve ciplak. yumruk atarsa ole karsilik verirsin. Minneapolis'in ki kentli olmaya calisan ve bunu siyaseten dogruculuk ile mumkun sanan, guncel ve dolayli. buna ben nasi karsilik verilir bilemiorum. Yuzune her daim gulen adama yumruk atamazsin. belki bunun icin bu kentte bu kadar cok tiyatro, kutuphane ve anarko-punk var.

Dec 11, 2009

"oh yeah philadelphia" demeden once

"suraya sahane bi philadelphia postu attiricam, bole italyan ve cin mahalleli, bagimsizlik savasli falan. dukkani dolu tutun die once reklam yapiorum..." bole basliicakti mesele ama kapatma haberinden beri tek diiceim: yok lan size Liberty, Bill of Rights, Birth of Democracy hikayeleri! ceddinizi, vataninizi, o bolunmeyen butunlugunuzu, hic bir sey ogrenmeme direncinizi, olan bitenden ders almamayi matah bisey sanmanizi, dinlemeyi bilmemenizi ve ilaveten dusunmek yerine konusmayi marifet sayisinizi alip bi sktirip gidin.


Nov 22, 2009

go flow

etrafta muazzam bi huzun dalgasi var su aralar...herkesi sarip sarmalamis durumda. Gezegenler bir siraya mi geldi? Kisin gecikmesinin basit bir sonucu mu? Enke giderken hepimizi lanetledi mi? cevapsiz sorular...ama belki tek yakin cevap "sen yok, ben yok, biz variz.''

Nov 21, 2009

transclass railroad

meseleyi ve nihayi projeyi surda sonuca baalamistim. o gun bugundur bu ugurda yogun caba harciyorum, ilaveten isi bi seviye oteye tasiyip 1)kendim gibi bu ise gonul vermis insanlarla kontak kurup nokta operasyonlara imza atmak, 2)orta sinif, tercihen ortabati amerikali, sapsallari soke etmek gibi emeller gelistiriyorum. bu surecte neler yaptim, uygulamali inceleyelim:
1) Japon lokantasina ozel locada deniz kestanesi nigiri susi ile sake ve Sapporo, uzerine birinin teklifi uzerine heyecan ile veterans' bara gidis. ne beklersin? tekerlekli sandalyeli, junky, bi gozu cam, tek kollu gaziler ile ucuz fahiseler di mi? transclass proje icin bicilmis kaftan. Mekanin yerin dibinde olmasi istahimi kabartmaya yetti bile. Ama gel gor ki, icerisinin aklimdan gecen goruntu ile zerre alakasi yok! sadece parasini nereye harcayacaani bilmeyen beyaz ortasinif amerikalilar! mide bulantim ucuz parfum kokusuyla daha da sahlandi. taksiye kendini dar atis...
2) yeni alinmis 90 yillik dubleks...buraya kadar beni enterese eden hic bi sey yok. evdeki duvar kaatlarini ve halilarini sokmek karsiliginda pizza ve bira teklifi? sonuna kadar. Ilginc olani, bu ricada bulunan insanin benim evdeki en mide bulandirici odayi temizlemeyi teklif etmem ile uuraadii saskinlik. Alzheimerli bi yaslinin kapatildigi, dolayisiyla tuvalete ve kusmukhaneye cevirmis olduu bi oda bu. duvarda devasa kan/diski karisimi leke de cabasi. Maske, gozluk, dizlikler takilip, yerde 6 saat hali sokme ve halinin altina gecip aac kaplamayi mahveden sivi kalintilarini kabartma tozu ile kazimak... duvar kaatlarini islatinca insan kaynakli kokularin genzini yakan buhari..."bunu yapmak zorunda diilsin" tepkisine gulerek "ben iyiyim" karsilii vermek...bunlar herkesin basina gelebilir pek ala. Ama o halinin altindan cikan SD kartin icindeki "private" klasorunun muhteviyati, iste onlar paha bicilmez....bu projenin guzellii de bu, nerden ne cikacaanin belli olmamasi.
3)iskoc cumalarinda McSorley's ve Glenfiddich ile kisa yoldan sarhoj olmak. bardan elinde viski bardagi ile sokaklarinda icki icme yasagi olan sehre acilma ve o esnada polise denk gelmenin guzelligi, disleri senden beyaz somalili gocmenlere gulumseyip aradan sivismak ve isini bitirince bardagi cope atmakta gizli. Simdi hedef Lars von Trier'in son mucizesi anti-christ'i gormek. sans eseri seni yakalayan ortabati beyazi tanidiklari kirmamak icin ufak bi sapakla yuzyilin en asagilik barina gidis (ozetle, herkesin kendini guzel/yakisikli zannetti, ayni kiyafetli insanlar), peki bu isin hinci nasi cikacak? "cok sahane bi film var, tam cuma gecesi seyirlii" salvosu ile ortasinif beyazlari sinemaya sureklemek, sen filmin acilis sahnesine asik olurken onlarin saskinlik, utanc ve ilerleyen sahnelerde dehsetle donup yuzune bakmalarina tanik olmanin verdigi muhtesem haz.
4) e finale... Le Renard, Mavra ve Le Rossignol...hepsi bi arada mumkun diil kacmaz. Beraber gidilecek ozgurlugune ve bagimsizligina ne kadar duskun olduu ile ovunen ortabatili ortasinif disiye verilen "kisa etek, corap ve topuklu giy, ya da gelme" direktifine harfiyen uymasi "sen kendini ne saniosun pic" dememesi ile transclass projenin ilk adimi basari ile tamamlanmistir. Simdi sirada kendisini somalili gocmenlerin cay ocaginda o bakislardan rahatsiz olmadan cay icmek bekliyor. Rahatsiz olmak, cok rafine bi orta sinif anomalisidir ve ovunmek gibi olmasin bunun tedavisinde hizla yol aliyorum.

Nov 15, 2009

kislak

arasira dag evine kaciorum, malumunuz.