Apr 15, 2009

mis portland

Daralmak ne kelime, depar ata ata gittim portland'a. cunku yesil gozlu arkadasimiz yola cikmadan bi gece once (himm?!) "olur mu sen git gel, hem o kadar para verdin" diyerek beni "iktisatli amerigan kadini bole bisey olsa gerek" saskinligina itse de, ferahlik doldurmayi becerdi yureeme. bi de "ne getireyim sie?" soruma "portland'in lezbiyeni, evsizi, kahvesi ve yaamuru meshur; ya kahve icen bi lezbiyen ya da islanmis bi evsiz getir; olmadi keci getir [hala nedenini anlamadiim ama israrci bi keci sevgisi var]" die cevap verince "ah pek bi nuktedansin" karsiligimi kahkaalarim bogdu...lakin sonuna kadar hakli imis kendisi!
hemen soyleyeyim portland super sehir. bi kere sehir, minneapolis gibi downtown ve suburblerden olusmuyo. herkes sehir merkezi ve etrafinda yuksek olmayan apartmanlarda yahut mansion tarzi evlerde yasio. downtown hep hareketli ve insan dolu (gercekten cogu lezbiyen ciftler ve evsizler). hipster/punk yuvasi, urban hip ve street fashion mahallesi Hawthorne trendin mekani. eger tabi trend sizin icin dayaklik bi hipster olmak ise. kentin
bi kismi asiri zengin (bkz intel, nike, columbia), gerisi hipster, punk ve evsizlerden ibaret. tabi butun kent bu zenginlerin damak zevkine uygun bi playground olarak tasarlanmis gibi. heryer tertemiz, herkes sik (punklar dahil!), hersey hip! iste bu noktada evsizler bence portland'in yarattigi bu asiri sterillii dagitan tek sey ama her yerdeler onlar da. neredeyse kaldirimda uzerlerine basmamak icin sicraya sicraya gezmek zorunda kaliosun. ben yine de meydani olan ve insanlarin orda toplandigi sehirleri maca 1-0 onde baslatirim. bu gittigimde okyanusu butunuyle goremesem de portland'in merkeze 40 dakka uzakliktaki pasifike bagli bir deniz kenti olmasi da skoru 2-0 yapar.
Tabi yaamur! ben kapali havalarda bunalim olan insanlardan degilim, bilakis eelencek daa cok sey bulabiliorum. hele portland gibi agac kapli ufak tepelerden olusmus bi kentte etraf cicek kokulariynan kapli ise yagmurdan, neseden neseye sevk olurum. Oldum da...tabi bir kisim tatsizliklar olmadi diil (ev arkadasi problemleri, arkadasin, kariyerini italyada topcu olmaya adamis manitasinin ayagini sakatlayip iltihaptan ates yapmasi gibi). Soora turbonegro Hawthorne Theatre'da caldi, kasvet pek guzel dagildi. Benim yanima da pembis bi grup tisortu ve denizci sapkasi kar kaldi.
Siklik, sagliklilik, sterillik girla portland'ta. bu bizim murderapolis'in farki da burda zaten. Minneapolis midwest, portland seattle ozentisi olmakla suclanan pasifik. Burda herkes corn-fed iskandinav, iri
-uzun. aa bi de ne goreyim portland'ta herkes pek kucucuk pek mini mini. ben kendime kisa, baskalari bana siska derken, orda resmen kalipli abi oluverdim. bi de soguk memleket olunca biz burda gercekten farkinda olmadan herseyi yagli soslu yiyomusuz. Portland'ta insanlara minnesotalilarin eyalet fuarinda herseyi kizartma olarak yedigini soylediim de "haha koyluler sizi! bi de eyalet fuariniz mi var?" die makaraya alindim. Evet, portland'ta tasra yok; burda var. Orda herkes hip, burda downtown yuppieleri, uptown hipsterlari ve Seward punklari haric herkes minnesota ya da eyalet takimlarindan birinin tisortunu giyen suburb insani. iirenc mi geldi kulaga? Ole belki ama portland'ta yasasam aaz burun giriseceim hipster sayisi aklima geldikce susup koseme cekilip tamami ghetto olduu iddia edilen kentim minneapolis'i sevmeden de edemiyorum.

6 comments:

Büyük Rakı said...

o pembe tişört ve denizci şapkasıyla çekilmiş bir foto istiyorum en ivedisinden!

Selamon said...

Tuttum Portland'ı. Fakat bir Seattle görmek şart. Bir de orjinaline bakmak lazım. Du bakalım gün gelecek oralar da tarafımdan işgal edilecek.

zihni said...

Güneş yerine güller açarmış portland da.
Yağmuru çokmuş ama vergisi yokmuş.
o zaman yeşili örten toz tabakası da yokmuş. Latin müziği ve türevleri, portland salonlarını cennet köşesi yapmaya yetiyormuş. Lezbiyenlerinden de melek olunca, günah sözcüğü sözlüklerine girmez öyleyse.
Fal bakar gibi oldu:)

can y. said...

Haci daha once yazmayi ihmal etmisim, ama Chuck Palahniuk'un Fugitives and Refugees: A Walk in Portland, Oregon diye bir kitabi var, sehirdeki gorulmeye deger - Palahniuk nazarinda tabii - yerlerden bahseden. Bir daha gidersen oralara bi bak. Ayrica hosgeldin, yazilarini ozlemistik :)

eva said...

ulan can ben dicektim o kitabı, benden çok yaşa hadi bakalım izin verdim...

gp maksimov said...

Palahnuik portland'da yasamis ya ondandir belki=P okumak farz oldu artik...